8 Ekim 2010 Lali Puna İstanbul Konseri

Yeni açılan Salon İKSV’de izlediğim ilk grup Lali Puna oldu. Aslında grubun önemli takipçilerinden birisi değilim, tesadüfen dinlediğim birkaç şarkıları ve son albümleri Our Inventions dışında pek fazla bilgim yoktu, konserle birlikte ilk kez iki saate yakın dinledim ve doğal olarak -birazdan paylaşacağım- bazı fikirler edindim.

Konsere geçmeden önce Salon İKSV’den biraz bahsedeyim. Şişhane’deki İKSV binasının girişinde oluşturulmuş bir performans alanı, herkes Babylon ile kıyaslıyor. (Belki de balkon yapısından ötürü) Mekana girer girmez sevdim, açıkçası İstanbul’un bu tarz bir mekana ihtiyacı vardı. İçki satışından önce müziği düşünen bir mekan olması güzel. Fazla yüksek kapasiteye sahip olmaması da (zorlasan bin kişiye ulaşır gibi) aslında bir avantaj. Bazı grupların kitlesi bu kadar ve böyle mekanlarda daha iyi konserler olabiliyor. Küçük bir sahne, güzel bir yerleşim, İstanbul’daki en kaliteli ses sistemlerinden birisi ve son derece kolay ulaşım. Bir mekanda olması gereken her şeye sahip, açılması güzel oldu, müdavimleri olacaktır. Mekan arasını biraz uzun tuttum, konsere döneyim;

Lali Puna pek benim sevdiğim türden bir grup değil. Müziğinin kırılma anlarında bilgisayarı çok kullanmaları benim konserde beklediğim “müziğin yaratılma anına tanıklık etme” heyecanından uzaklaşmamı sağlıyor. Bu durum aslında bana özel, ben elektronik altyapıya sahip grupları sahnede izlerken müziğe ve performansa odaklanamıyorum. Bu durumun istisnaları olsa da Lali Puna bu istisnalara dâhil olamadı. Benim şahsi takıntım dışında konser aslında fena sayılmazdı, vokal Valerie Trebeljahr pek mutsuz gözüküyordu ama sanırım doğal hali böyle, yadırgamadım. Markus Acher’e baktığımda ise bir sonraki gün gerçekleşecek The Notwist konseri konusunda heyecanlandım.

Daha önce izleme şansı bulamadığım gruplardan birisini fena sayılmayacak bir konserde izledim, oyuncaklı aletleri, Macbook’ları ve zaman zaman Salon’un ses sistemini sonuna kadar kullanmaları ile ilgimi çektiler, konserin sonuna kadar beni ayakta tuttular ancak tekrar gelirlerse “sıramı savdım” diyerek gitmeyi düşünmüyorum.

Not: Konser hakkında çok genel bir yazı oldu bu, Lali Puna’yı severek dinleyen ve konserde bulunanlar yorumlarla katkıda bulunabilirler.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir