2008’de Türkiye Sineması

Türkiye sineması açısından yine karmaşık bir yıldı. Hababam Sınıfı serisinden neyse ki ses çıkmadı, ama Recep İvedik’in, gişede yarattığı büyük başarıdan sonra, ikincisinin hazırlıklarına başlandığını duyduk, bu yıl içinde ikinci Recep İvedik de ne yazık ki çekilip tamamlandı. Osmanlı Cumhuriyeti, Arog da ardından geldi. Girişten de anlaşıldığı üzere bu sene Türkiye sineması derdini anlatmaktan daha çok gişe odaklı çalışmalara...

Read More
Victory at Sea
Ara25

Victory at Sea

Mona Elliott (Vocals & Guitar), Mel Lederman (Piano, bass & backing vocals) ve David Norton (Drums, Cymbals & backing vocals) üçlüsünden oluşan Boston’lı grup. Aslında cümleyi geçmiş zamana alabilirim, zira kendileri 2007’nin Eylül ayında beraberliklerini sonlandırdılar ve grubu dağıttılar. Arkalarında 5 albüm ve birçok Ep bıraktılar, giderken de tüm dinleyicilerine ayrı ayrı teşekkür ettiler. Grubun kuruluşu...

Read More

Ensemble, c’est tout

Başrollerini Audrey Tautou ve Guillaume Canet’in paylaştığı Anna Gavalda romanından uyarlama Claude Berri filmi. Romanı okumadığım için uyarlamanın başarılı olup olmadığını söyleyemeyeceğim, ancak kitaptan bağımsız bir film olarak değerlendirdiğimde pek başarılı bulmadığımı söyleyebilirim. Audrey’in oynadığı Camille karakteri ailesinden kopup bağımsızlık yemini etmiş genç bir ressam. Bir binanın çatı katında pek kötü...

Read More
Sonbahar
Ara24

Sonbahar

“Sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…” 19 Aralık 2000 tarihini, Hayata Dönüş adlı korkunç operasyonu hatırlatması açısından çok önemli bir film bu. Yusuf on yıl kaldığı hapishaneden bu kıyımın yarattığı ruhsal yaraları ve açlık grevinin bedenindeki fiziksel sonuçlarıyla Karadeniz’deki köyüne dönüyor. Durmadan öksürüyor, ciğerleri iflas etmiş, suskun, ölümü bekliyor. Eğer Hayata Dönüş operasyonunu, F tipi...

Read More
Salò o le 120 giornate di Sodoma
Ara24

Salò o le 120 giornate di Sodoma

Porcile‘de de midemi kaldırmış pek sevgili Pier Paolo Pasolini’nin öldürülmeden evvel çekmiş olduğu son film. Bu filmi çektikten sonra sokakta dövülerek öldürülmesi o zamanın koşulları ve tavrı gözönüne alındığında çok da ters gelmiyor bana. 1975 yapımı bir aşırılıklar, manyaklıklar, delilikler, sapkınlıklar karnavalı bu. Sonsuz şiddet: her yönüyle. Marquis de Sade’ı bile imrendirecek bir şey bu: Les 120 journées de...

Read More
Sayfa 1 - 4123...Son »