múm İstanbul Konseri

Salon yeni açıldığında elimize epeyce anket tutuşturmuştu İKSV. O anketlerin sonunda da “hangi sanatçıları sahnede görmek istersiniz?” diye bir soru vardı. Oraya múm cevabını verdiğimiz zamanı dün gibi hatırlıyorum. (Olafur Arnalds‘da yazmıştık, onu da izledik. Fleet Foxes da listemizdeydi!) Dün gece ise bu isteğimizde ne kadar haklı olduğumuzu gördük, harika bir konser izledik.

İzlanda müziği 2000’li yıllara damgasını vurdu. Björk popülerliği ve Sigur Ros’un deneysel önderliğinde tüm dünya İzlanda’yı bir müzik ülkesi olarak kabul etti ve sevdi. Zaman zaman bu sevgiye anlam veremeyen ve eleştiri telaşına düşenler İzlanda’dan çıkan grupları ve müziklerini “sınırlı” olarak değerlendirseler de bana göre gittikçe kısırlaşan ve tekrara başlayan müzik dünyasına yeni bir soluk getirdiler. Uzun süre de İzlanda grupları müzikseverleri besleyecektir.

múm da o dünyanın en iyi gruplarından birisi. Ülkelerindeki nüfus/müzisyen oranı çok yüksek olduğundan “kimin çellosu kimin grubunda” belli olmuyor. Uzun süredir de múm’a konserlerde Lost in Hildurness adıyla da bildiğimiz çellist Hildur Ingveldardottir Gudnadottir eşlik ediyor. Dün akşam da sahnede çok iyi bir performansı vardı.  Genelde seyirciyle konuşma işini grubun kurucularından birisi olan Örvar Smárason yaptı, albüm kapağına mum resmi koyduklarını ve böyle bir tişört de tasarladıklarını söyledi. Türkçede mum kelimesinin anlamını öğrenince tişörtün çok aptalca gözüktüğünü anlattı!

Daha önce bir DJ set performansı (facia organizasyon!) için geldiklerinde de gitmiştim ama büyük bir hayal kırıklığı olmuştu, geçiciymiş, dün akşam anladım. Elektronik aletlerle arası çok iyi olan grupların konserlerine giderken tedirgin oluyorum. Dün akşam da konsere gitmeden endişeliydim ama sahneyi dolduran yedi kişi ve çaldıkları çeşitli aletler “marifetin büyük kısmı müzisyendedir” cümlesinin altını çizdiler. Bir kez bis yaptılar ve  en sevdiğim múm parçalarından birisi olan Green Grass of Tunnel ile konseri bitirdiler. Özellikle konserin bitişi yıllar önce gittiğim Yeni Melek’teki Mogwai konserini hatırlattı. O ses yıllardır kulağımdaydı, şimdi múm’un yarattığı bu sesi yıllarca taşıyacağım.

Not:  Zülal Kalkandelen’in Örvar Smárason ile yaptığı çok güzel bir röportaj var. Buradan okuyabilirsiniz, Örvar’ın müziğe bakışı konusunda güzel bilgiler edinebilirsiniz. Fotoğraf Salon İKSV fotoğrafçısı Ali Güler’e ait. 18 Ekim gecesinden bir kare.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir