14. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Festival seyircisinin her filmini merakla beklediği usta yönetmenler bu yıl da yepyeni filmleriyle Uçan Süpürge’nin yolunu tutuyor. Doris Dörrie, Margarethe von Trotta, Iciar Bollain, Tahmineh Milani, Dorota Kędzierzawska ve Marta Meszaros kendi sinemalarının en iyi örneklerini 5-12 Mayıs tarihleri arasında 14.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde sinemaseverlerle buluşturacak.

Uçan Süpürge, bu usta sinemacıların Almanya, İran, Polonya, Macaristan ve İspanya’dan Ankara’ya taşıyacakları son filmleriyle festival takipçilerine dolu dolu bir hafta armağan edecek.

Aile içi şiddeti anlatan bol ödüllü ‘Gözlerimi de Al’ ile yalnızca festivallerin değil kadın etkinliklerinin de gözdesi olan İspanyalı yönetmen Iciar Bollain, bu kez sömürgecilik üzerine bir filmle karşımızda: Yağmuru Bile (Even The Rain, 2010). Bir yaşam hakkı olan su için mücadele eden Afrika yerlileri, güç kullanarak doğaya da hükmeden egemenlerin yağmuru bile banknotlara tahvil etmesi karşısında ne yapacak? Eşsiz görüntüleri ve usta elinden çıktığı belli senaryosuyla fark yaratan film, bu yıl Palm Springs Uluslararası Film Festivali’nden ödülle döndü.

Almanya sinemasının en üretken yönetmenlerinden Doris Dörrie, ‘Kiraz Çiçekleri’yle ustaca estirdiği Uzakdoğu rüzgarının etkisi henüz geçmemişken, bu kez son filmi Kadın Berberi (The Hairdresser, 2010) ile beden politikalarına eğiliyor. Kadın bedeni üzerindeki iktidarı sorgulamamızı isteyen film, ‘güzellik’ sektörünün kalıplarına uymadığı için iş bulamayan obez kuaför Kathi’nin öyküsünü anlatıyor.

Filmleriyle ülkesi İran’da kadın sorunlarını görünür kılan, saklı kalmış hayatları isyankar bir dille beyazperdeye taşıyan Tahmineh Milani, eşitsizliklere ve adaletsizliğe sinemanın diliyle karşılık veren cesur bir yönetmen. Milani, hapishanede tanışıp, erkeklerden intikam almak için çete kuran dört kadının öyküsünü anlattığı İntikam (Payback, 2010) filminde yine cinsiyet kaynaklı sorunları deşifre etmeyi ve eril egemenliğe kafa tutmayı sürdürüyor.

Sinemaseverlerin ‘Kargalar’ filmiyle unutulmazlar arasında saydığı Polonyalı yönetmen Dorota Kędzierzawska, yeni filmi Yarın Daha Güzel Olacak’ta (Tomorrow Will Be Beter, 2010) çocukluğa dair bir öykü anlatıyor. Üç çocuğun yaşamda kendi yollarını bulma çabasına ayna tutan film, Kędzierzawska’yı bir kez daha ustalar katına çıkarıyor.

Dünya sinema tarihinin özel sayfalarından biri de Macar sineması. Cinsiyetçi politikalar ve hükümet baskısının aşırılıklarını sinemasına taşımaktan vazgeçmeyen Márta Mészáros Macaristan’ın en tanınmış kadın yönetmeni. Mészáros Son ‘Anna Raporu’ (The Last Report on Anna, 2009) filmiyle bizi 1970’lere götürüyor. Macar Devrimi’nin ardından sürgüne gönderilen Imre Nagy hükümeti bakanlarından Anna Kéthly ekseninde ilerleyen film, ülkedeki politik değişimlerden bu yana muhbirlik konusunu işleyen ilk film…

Ve Almanya sinemasının bir diğer ustası: Margarethe von Trotta. Hayatı hakkında bilgi sahibi olduğumuz ilk besteci ve kadın cinselliği üzerine yazmış ilk kadın olan Bingenli Hildegard’ı anlatan Kehanet (Vision, 2009) filmiyle festivale konuk olan von Trotta, yüzyıllar sonra Dante, Leonardo da Vinci gibi sanatçıların eserlerinden ilham aldığı bir kadını seyircisiyle tanıştırıyor; ortaçağın en ileri görüşlü ve en ilham verici kadını olan Hildegard’la birlikte kadınların sinema tarihine dikkate değer bir not düşüyor.

Festival filmleri Kızılırmak Sineması ve Goethe Institut Ankara’da (Ankara Alman Kültür Merkezi).

Ayrıntılı bilgi için www.ucansupurge.org

Not; Yazı festival basın bülteninden alıntıdır.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir