12. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali

Türkiye’de düzenlenen ilk belgesel film festivali olan 1001 Belgesel Film Festivali, 4-11 Aralık tarihleri arasında on ikinci kez dünyanın her köşesinden öyküleri İstanbul izleyicisine taşıyacak.

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından, Türkiye’de belgesel sinema kültürünün yerleşmesi ve gelişmesi için düzenlenen 1001 Belgesel Film Festivali, dünya insanlarının yaşamlarını, öykülerini, tarihlerini buluşturarak insanlarının kendilerini ifade edebilmelerine katkıda bulunmayı, farklı kültürlerin birbirleri hakkında daha fazla bilgi edinmeleri ve böylece farklılıklar konusunda anlayışı ve hoşgörüyü arttırmayı hedefliyor. Bu anlamda daha çok sosyal ve tarihsel konulara vurgu yapan 1001 Belgesel Film Festivali programında dünyanın pek çok farklı ülkesinden filmler yer alıyor.

Festival, gerek Türkiye gerekse dünyanın farklı ülkelerinden, kültürlerinden belgeselleri bir araya getirmenin yanı sıra belgesel sinema alanında çalışmalar yürüten insanlar için de bir platform olma özelliğine sahip.

Festivalde gösterilecek filmlerin yönetmenlerinden bir bölümünü de ağırlayacak olan 1001 Belgesel Film Festivali’nin bu yılki davetlileri arasında dünyanın en önemli belgesel film festivallerinden biri olan Amsterdam Belgesel Festivali IDFA’dan Peter van Bueren, Avrupa Belgesel Ağı (EDN) kurucusu ve yıllarca EDN’ye başkanlık etmiş olan Tue Steen Müller de yer alıyor. Festivale katılacak yönetmenlerden bazıları ise Yunanistan’dan Robert Manthoulis, Stavros Psillakis, Elias Giannakakis, Geranimos Rigas, Hollanda’dan Michiel Erp, Brezilya’dan Daniela Broitman, İngiltere’den Yumiko Hayakawa, Küba’dan Rigoberto Lopez Pego ve Rusya’dan Georgy Paradzhanov.

Festival esnasında film gösterimlerinin yanı sıra panel, söyleşi, ustalık dersi ve “geceyarısı belgeselleri” gibi etkinlikler de gerçekleştirilecek. 12. Festival ayrıca bir süredir ara verilen bir geleneği de devam ettiriyor ve dokuzuncusu gerçekleştirilecek olan “Uluslararası Belgesel Sinemacılar Konferansı”na ev sahipliği yapıyor. Özellikle belgesel sinemacıları bir araya getiren konferansın konusu ise “Bir Sanat Formu Olarak Belgesel Sinema” .

Festival açılışı 3 Aralık 2009 Perşembe akşamı Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleştirilecek. 20:30’da başlayacak olan açılışta festival yöneticileri ve festivale destek veren kurum ve kuruluşların temsilcileri birer konuşma yapacaklar. Açılış gecesi ayrıca çeşitli dillerde söylenen şarkılardan oluşan mini bir konser de düzenlenecek.

Festival Filmleri

12. İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nde bu yıl yaklaşık 80 belgesel gösterilecek.

Festivalde son iki yılda üretilmiş dünya belgeselleri ağırlıkta. İçlerine doğdukları kültürle kadın olmayı sorgulayan ve çatışmalarını şiir ve şarkılarla dile getiren kadınların hikayesi “Queen Khantarisha”, Rusya’da komünizmden kapitalizme geçiş dönemi sırasında intihar ederek hayatına son veren yetenekli genç Rus şairi anlatan “Boris Ryzhy”, kadın giysilerine ve takılarına ilgi gösteren ama kendisini ailesi ile ilişkilerinde neyin beklediğini tahmin edemeyen 14 yaşında bir gencin hikayesini belgeleyen “Let’s Be Together”, İran’da poligamik, komik, trajik  bir evlilik hikayesinin belgeseli “Four Wifes One Man”, Ermenistan’da yaşayan Yezidilerin günlük yaşamlarını yansıtan“Children of Adam”, ikinci dünya savaşı sonrası Yunanistan’da solcuları “rehabilite” etmek için kapattıkları hapisane-ada Makronissos’u anlatan “Exile Island”, Katrina Kasırgası sonrasında hayatları tamamen değişen çocukların kendi ağzından onların hikayelerine yer veren “Katrina’s Children” bu belgesellerden bazıları. Yine festival programındaki “Letters to the President” İran’da Ahmedinejad’a halktan insanların yazdığı mektuplar ve verilen cevapların işlendiği, Berlin Film Festivalinde de gösterime giren belgeseller arasında yer alan filmlerden biri. Uluslararası film festivallerinde başarı kazanmış bir diğer film ise “Petition”. Cannes Film Festivali’ne de seçilen belgesel yerel yönetimlerle ilgili şikayet dilekçelerini eksenine alarak Çin’in bugünkü durumundan kesitler sunuyor. Festival filmlerinden “Rough Aunties” ise Güney Afrika’da “apartheid” sonrası bir araya gelen beş kadının, tacize, kötü muameleye maruz kalmış ve unutulmuş çocuklar “bir şans bulabilsin” diye verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Festival programında ayrıca 2010’da  İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Avrupa Sosyal forumu açısından deney paylaşımı olabilecek filmler de yer alıyor. Brezilya’nın kenar mahallelerinden birinde yaşayan “sırandan” insanların Sosyal Forum’a katılımının hikayesini anlatan “Voices From the Edge” ve yine Brezilya’da Rio de Janerio’nun zor mahallelerinde yaşayan, politik bir kaygıları olmadan temel vatandaşlık hakları – hizmetlerini elde edebilmek için kendi hayatlarını mücadeleye adayan topluluk liderlerinin Sosyal Forum’a dahil olmalarının hikayesine yer veren “My Brazil” bu filmlerden ikisi. Yine aynı eksende değerlendirilebilecek bir diğer film de 2001 yılından bu yana İngiltere’de, Parlamento Meydanı’nda barış kampanyası yürüten ve o tarihten bu yana meydanda yaşayan Brian Haw ve ona destek verenleri konu alan “Brian & Co. Parliement Square”. Belgesel İngiltere’de insan hakları ve düşünce özgürlüğünün nasıl baskıya uğradığını gözler önüne seren belgesellerden.

Bu yıl İstanbul’da daha önce gösterilmemiş bazı arşivlerden filmler de festivalin programında yer alıyor. 1950 ve 60’lı yılların Sovyet propaganda filmleri, haber arşivleri ve TV görüntülerinden arşivler kullanılarak kurgulanmış “Revue”, 2. Dünya Savaşı’nın en uzun kuşatması olan ve Hitler’in üç milyon nüfuslu bir şehri açlığa mahkum ettiği Leningrad Kuşatması’nı belgeleyen “Blockade” arşiv görüntülerinin gücünü ve önemini yansıtan filmler arasında. Yine tamamen arşiv görüntülerinden oluşan ve Portekiz’de Salazar diktatörlüğünü işleyen deneysel belgesel “Natureza Morta” da festivalin önemli filmleri arasında yer alıyor. Filmin yönetmeni Susanna de Sousa Dias festivalin ağırladığı yönetmenler arasında ve Belgesel Sinemacılar Konferansı’nda bir bildiri sunacak.

Festivalin bir diğer önemli bölümünü de müzikle ilgili belgeseller oluşturacak. “One Man in the Band” tek başına bir orkestra gibi müzik yapan, yeni müzik enstrümanları icad eden ve onları çalan, kendi bestelerini kendi yapıp, kendi çalıp, kaydedip dağıtan birbirinden farklı müzisyenleri takip eden bir film. Venezulea’da klasik müzik eğitimi alan gençlerin hayalleri ve geleneksel müzik ile kurdukları ilişkiyi konu edinen belgesel “Mata Tigre” ise gettolarda yaşayan çocukların silahlar yerine müzik enstrümanlarını tercih etmesi, Bach ya da Bethoven’ın onlar için birer kahraman haline gelmesinin hikayesini anlatıyor. “Trubacka Republika” “Trompet Cumhuriyeti” filmi ise Sırbistan’ın neredeyse milli çalgısı haline gelmiş olan trompet ve bu enstrümanın hayatın her alanına nasıl dahil olduğu, hatta ulusal bir enstrüman olarak algılanışı üzerine eğlenceli bir belgesel. Müziğin sosyal bir köprü haline gelişinin bir örneğini sergileyen “Zanzibar Musial Club” belgeselinde ise Afrika vurmalıları, Hint melodileri, Latin ritimleri ve Arap ezgileri ile beslenen bir dünya anlatılıyor. Bu bölüme dahil edilen bir diğer belgesel de “Vlada”. Film Yuvoslavya’da bir rock ilahı olan Sırp şarkıcı ve söz yazarı Vladimir Divljan’ın savaşla birlikte Avrupa’ya göç eden insanlar arasında yerini alması ve zamanla kendini deneyimlerini müziğine yansıtan bir dünya müzisyeni olarak görmesinin hikayesi anlatılıyor.

Bu yıl festival programında yer alacak bölümlerden biri de Küba Belgesel Sineması. Küba’nın ilk kültürel kurumu olan “Küba Sinema Sanatı ve Endüstrisi Enstütüsü”nün (ICAIC) ellinci yılı olması vesilesi ile ICAIC, Küba Elçiliği ve Jose Marti Küba Dostluk Derneği’nin katkılarıyla bir Küba belgeselleri retrospektifi yapılacak. Ayrıca Gloria Argüelles’in filmi “A History in Black and White” filminin dünya prömiyeri de bu kapsamda gerçekleştirilmiş olacak.

Türkiye’de belgesel sinemanın gelişimine katkıda bulunmayı amaç edinen 1001 Belgesel Film Festivali programının önem verdiği bölümlerden biri de Türkiye’den Belgeseller. Bu kapsamda gösterilecek olan filmlerden Melis Birder’in “Ziyaretçiler” belgeseli on yıldır her hafta sonu hapishanedeki kocasını ziyaret eden Denise’nin gözünden, çoğunlukla siyahi ve Latin kökenli kadın ve çocukların dahil olduğu ziyaretlerin nasıl bir sisteme dönüştüğünü ve Amerikan hapishane sistemini sergiliyor. Caner Canerik’in yönetmenliğini yaptığı “73. Millet” ise Malatya’da Alevi nüfusun yoğun olduğu bir köyde çobanlık yaparak geçinen üç insanın hikayesine yer veriyor. Usta belgeselcilerden Enis Rıza’nın son filmi “Çöpte Dostoyevski Buldum” festivalde dünya prömiyeri yapılacak belgesellerden biri. Belgesel, hayatını kağıt çöpçülüğü yaparak kazanan bir gencin bir sahafa dönüşmesinin hikayesini anlatıyor. Melisa Önel’in yönetmenliğini yaptığı “Ben ve Nuri Bala” ise kadınlık ve erkeklik kategorilerinin dışına taşan feminist-aktivist Esmeray’ın hayatı üzerine bir belgesel. Deneyimli belgeselci Mustafa Ünlü’nün filmi “Kurşun Kalem” Siverek’ten Paris’e uzanan bir hayat ve kitapları ile yazar Osman Necmi Gürmen’in biyografisini sunuyor. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan olayları tanıklarla anlatan Çayan Demirel’in “5 No’lu Cezaevi” filmi de festivalde gösterilecek filmler arasında. 

Festival Mekanları

1001 Belgesel Film Festivali film gösterimleri ve yan etkinlikleri, Fransız Kültür Merkezi, Suna İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Muammer Karaca Tiyatrosu, Kumbara Sanat, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Tarihi Sümerbank Binası ve Tütün Deposu’nda gerçekleştirilecek. Belgesel Sinemacılar Konferansı’na ise Galatasaray Üniversitesi ev sahipliği yapıyor.

Festival ile ilgili ayrıntılı bilgi

Not; Yazı Festival basın bülteninden alıntıdır.


Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir