1 Mayıs

Tomris Uyar’ın Gündökümü’nü okuyorum. Amerika izlenimlerini aktarırken siyah-beyaz sorunu hakkında pek bir şey bilmeyen Amerikalı beyaz bir genç kıza yine Amerikalı olan siyahi bir yazarın “bilmediğine inanıyorum ama bilmeme hakkını nerden buluyorsun kendinde” çıkışını anlatıyor Tomris Uyar. Ben de bazı şeyleri bilmeme hakkımız olmadığı için aşağıdaki alıntıyı eklemek istedim, buyrun;

Ayaspaşa’dan geçerken, somurtkan, hain apartmanlar, yıllar öncenin Kanlı Pazar’ını getirdi aklıma. Bağımsızlık Mitingi’nde patlayan bir bomba, bir anda korkunç bir keşmekeş yaratmıştı. Bir apartman sahanlığına itilmiştik. Bir genç kız, çılgınlar gibi haykırıyordu: Bağımsız Türkiye! Kapıcı, apartman sahibinin kapının önüne yeni ektirdiği çimlerin ezildiğinden yakınıyordu.

Birara kapı açıldı, dışarı boşaldık. Kalabalık aşağıya, Teknik Üniversite’ye doğru aktı. Pakiş Pastanesi’nin önünde polis, çıkmaz sokağa sürdü bizi. Elli kişi kadardık. Birden, yakalarına Milliyetçi Gençlik rozetleri takılmış birtakım adamlar bulduk karşımızda. Ellerinde Kültür Sarayı inşaatından sökülmüş çivili sopalar. Çoğunu mahalleden gözüm ısırıyor: ya kapıcı, ya manav çırağı. Nasıl acımasız indiriyorlardı sopaları. Altı aylık gebeydim. Turgut, üstüme kapanmış, korumaya çalışıyordu beni, adamlar daha da hızlı indiriyorlardı sopalarını. Arkamda bugün görsem tanıyacağım bir genç duruyor, gözlüklü bir genç. Omuzlarıma sarıldı, “Çökün siz,” dedi. Biraz sonra kan içinde yuvarlandığını gördüm. Umutsuzlukla değil, artık garip bir kinle ölümü beklemeye koyulduk.

O anda bir Mesih, düpedüz bir Mesih çıkageldi. Sivil bir polis memuru. Kalabalığı dağıttı. Beni elimden tutup yukarı çekti. Bir kapıcıya kapıyı zorla açtırttı. Su içirdi bana, altıma bir istemle uzattı. Karnımdaki zonklama boğazıma vuruyor, konuşmamı engelliyor. Tek korkum, doğurmak, yani o anda o adamlara yeni bir güçlük çıkartmaktı.

Kapıcı, savaş alanında pabuçlarımı aramaya gitti polisin emrine uyup. “Korkma kardeş,” dedi sivil Mesih, “güzel günler yakında, sabret.

16 Şubat 1969 tarihli Kanlı Pazar’ı, Milli Türk Talebe Birliği ve Komünizmle Mücadele Derneği’ni unutmamak gerekiyor.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir